İnsaniyet Namına

Bu sefer; teröristler değil, onlara kol kanat geren sermaye değil, insanlık kazansın! Alnus Yatırım analiz ve değerlendirme.

İnsaniyet Namına
Metin Güven
Metin Güven
18 Mart 2019 Pazartesi 09:31

İnsaniyet Namına

Sürekli yenilerek küçülen Osmanlı Devleti üstüne 1914 Kasım'ında dünya savaşına girdi. İngiliz+Fransızlar Çanakkale'den boğazlara hemen girmeye çalışırken 18 Mart 1915'de denizde büyük bir hezimete uğradılar. 19. Tümen komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın kara savaşlarında büyük başarısı ile ülke çapında tanındığı savaş, Osmanlı'nın son zaferlerinden oldu. Çanakkale'yi geçilmez kılan tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Türkiye toprakları üzerinde kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti "Yurtta sulh cihanda sulh" derken kendisine muasır medeniyet seviyesini hedef alarak işe girişti. Bunu 1923-1938 arası 15 yılda ortalama yılda % 7.9 büyüyerek başardı. Bu arada Atatürk'ün kendisine karşı da savaşan Anzak askerleri için 1934 yılında söylediği sözlerin güzelliği dünyaya en büyük mesajlardan olmuştur. "Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar. Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır " Anzaklar’ın Gelibolu Yarımadası’ndaki savaşlarda verdikleri kayıp: 26.094’ü Avustralyalı, 7.571’i Yeni Zelandalı olmak üzere 33.665’tir. Anzaklar'ın milli benliklerini kazanmasına yol açan savaş, Türkler’i kahraman, yardımsever bir millet olarak görmelerine vesile olmuştur. 15 Mart 2019 Cuma namazı vaktinde Britanya asıllı Avustralya doğumlu 28 yaşındaki Brenton Tarrant, dünyanın zengin ve mutlu ülkelerinden Yeni Zelanda'da cami saldırısı ile Somalili, Pakistanlı, Suriyeli vb 50 kişinin ölümüne 3ü Türk onlarca kişinin yaralanmasına neden oldu. Açıklamasında "bizim topraklarımızın asla onların toprakları olmayacağını ve topraklarımızı ASLA fethedemeyeceklerini göstermek için..." demiş terörist. Şurası bir gerçek ki Orta Asyadan batıya kavimler göçü ve eski dünyadan yeni dünya Amerika kıtasına göçün ardından dünya son yıllarda büyük bir göç dalgasıyla sarsılıyor. Yapılan çalışmalara göre gelişmiş ve huzurlu hıristiyan ülkeler, çoğu müslümanlardan olan bu göçü karşılamakta zorlanıyorlar. Yine de örneğin ABD de 1 milyar USD büyük 91 start-upın 50si göçmenlerce kurulmuş, istihdama büyük katkıları var. Ama yerleşiklerde islamafobi yayılıyor. El Kaide ve İşid gibi radikal unsurlar bunu körüklüyor. Oysa Zebur'da Tevrat'ta, İncil'de, Kuran'da haksız yere adam öldürmek yasaklanmıştır. Çünkü Allah(cc), akıl sahibi insanın dünyada ve ahirette barış içinde mutluluğa kavuşmasını hedeflemekte ve bu amaçla onu korumak için temel esasları getirmiştir. Bu esasları temel alan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 1948'de BM tarafından kabul edilmiştir. İlk Maddesi: "Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar." İşte bu ütopya gibi görünen insaniyet, bugün de kazanıyor: Çünkü tüm insanlar Allah'ın kulu, ademoğulları kardeş. İşte Yeni Zelanda'nın başbakanı Jacinda Ardern'in açıklaması: "biz nefretin kucak açtığı bir yer değiliz. Biz her zaman çeşitlilik, dostluk, iyilik ve ortak değerlerimizi paylaşmamızla kucak açan bir ülkeyiz. Değerlerimiz bu saldırıyla kesinlikle sarsılmayacak. Bu ülkede doğmayıp burada yaşamayı seçen herkes bizdendir, bu korkunç katliamı yapan bizden değildir". İşte; Yeni Zelanda'da camilere akın eden hristiyanların görüntüleri, dünyanın birçok bölgesinden müslümanlara destek açıklamaları, islamafobiyi yüceltenlere yönelik kınamalar, protestolar... Yapılan bir çalışmaya göre 18. yüzyılda sanayi devriminden sonra batı-doğu arasındaki fark hızla açıldı. Günümüzde de bu fark halen açık. Öyle ki devletlerin İslam’ın temel hükümlerine göre performansını inceleyen bir araştırmaya göre islam ülkeleri sınıfta kalıyor: 2013'de İslami kurallara en çok uyan ülke Yeni Zelanda olarak tespit edilmişken en yüksek not alan islam ülkesi 38. olan Malezya çıkmış. Yani aslında sorun İslam'da değil, başarısız uygulayıcılarda. Bu yüzden günümüzde dünyada yaşam kalitesi sıralamasında İslam ülkeleri çok gerilerde kalırken vatandaşları mecburen yaşam kalitesi yüksek ülkelere göç ediyorlar. Oysa Abbasiler devrinde Bağdat'ta 830 yılında Beyt'ül Hikmet adlı bilim merkezinin kurulması ile başlayıp moğollar tarafından 1258de yıkılana kadar geçen süre İslam'ın altın çağı olarak kabul edilmektedir. Aynı dönemde İspanya'da Endülüs Emevileri de bilimde ilerleyerek Avrupa'nın gelişimi için ön ayak olmuşlardı. Osmanlılar da uzun yıllar boyunca ilmin merkezi olup barış ortamında medeniyeti geliştirdiler. İşte o güzel uygulama dönemlerinde her dinden - her renkten insana kucak açanlar, devrin cazibe merkezleri İslamın merkez üsleriydi. Biz, nereden gelirse gelsin tüm terörü lanetliyor, terörü doğuran nedenlerin yakın zamanda ortadan kaldırılmasını diliyoruz. Bu sefer; teröristler değil, onlara kol kanat geren sermaye değil, insanlık kazansın!

Ornila Bülten = Alnus_Bulten_18032019.pdf


Etiketler; #Alnus Yatırım

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.