YARGI REFORMU PAKETİNE BÜYÜK İTİRAZ VAR

Muhalefetteki 5 parti Ekim’de TBMM’ye sunulacak yargı paketini yeterli görmeyerek kendi teklifini sunmaya hazırlanıyor.

YARGI REFORMU PAKETİNE BÜYÜK İTİRAZ VAR
Ayşe Eda
Ayşe Eda
24 Eylül 2019 Salı 12:46

AK Parti’nin uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve TBMM’ye açılışının hemen ardından sunmayı planladığı yargı reformu paketi ile ilgili ayrıntılar netleşirken, CHP ve HDP dahil Meclis’teki diğer 5 parti yargıdaki sorunların çözümü için kendi teklifini sunmaya hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 30 Mayıs’ta yaptığı açıklama ile Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni duyurmuştu. Yasa teklifinin de tatile girmeden geçen yaz başı TBMM’ye sunulması planlanmış ancak sonradan üstünde daha iyi çalışılacağı gerekçesiyle muhalefetin itirazlarına rağmen yeni yasama yılına bırakılmıştı.

AK Parti’den edinilen bilgilere göre, Strateji Belgesi kapsamında tek bir paket olmayacak. Adalet Bakanlığı ve AKP Meclis grubunun çalışmalarını bitirdiği birinci paketin TBMM 1 Ekim’de açılınca hemen sunulması ve komisyon görüşmelerinin tamamlanmasının ardından da Genel Kurul’da ele alınarak yasalaşması bekleniyor.

Muhalefetteki 5 partiden karşı hamle

Her ne kadar AK Parti, paketle ilgili muhalefetin desteğini almak istediğini açıklasa da, bu düzenlemenin hazırlık aşamasında görüşü alınmayan 5 siyasi parti TBMM açıldığında kendi teklifini sunmaya hazırlanıyor.

DW Türkçe’ye konuşan CHP İstanbul Milletvekili ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, yargı  paketinin bir torba yasa görünümü çizdiğini söylerken; HDP, Saadet Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Demokrat Parti ile sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla bu yaz kendi teklifleri üstünde çalıştıklarını belirtiyor.

İYİ Parti’nin destekten son anda vazgeçtiği çalışmaların Cuma günü sonuçlanması ve en az 50-60 maddeden oluşacak düzenlemenin Meclis açılır açılmaz sunulması planlanıyor.

Kaboğlu’na göre yargı reform belgesi Türkiye’nin gerçeklerini tam olarak yansıtmıyor ve toz pembe bir tablo çiziyor. Muhalefetin yargı ile ilgili talepleri arasında ise “düşünce suçunun kalkması, adil yargılanma hakkı, tutuksuz yargılanmanın esas olması, yargının siyasetin aracı haline getirilmemesi” gibi hususlar bulunuyor.

“Onlarınki daha çok bir torba yasa. Bizimki ise belli bir hedefe yönelik, görünür amaçları olan ve daha kapsamlı bir teklif” diyen Kaboğlu, Hakim ve Savcılar Kurulu’nun mevcut yapısı değişmediği sürece olumlu bütün adımların göreceli kalacağını da vurguluyor. Kaboğlu, Türkiye’de son yıllarda yargının siyaset için araç haline getirildiğini savunarak, şöyle konuşuyor:

“Korkunç bir durum söz konusu. Mahkeme kendisi mi karar veriyor, yoksa yürütmenin güdümünde mi? En büyük varlık sorunumuz bence budur. Bu da yargı paketleriyle halledilebilecek bir şey değil.”

Gergerlioğlu: Olumlu ancak palyatif çözümler

İnsan hakları savunucusu, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise basından gördüğü kadarıyla kendilerinin istediği oranda olmasa da pakette bazı olumlu unsurlar bulunduğunu belirtiyor.

“Yargı tamamen yürütmenin emrinde ve bu temel bir sorun” diyen HDP’li milletvekiline göre paketle temel sorunlara girilmeden palyatif çözümler bulunulmaya çalışılıyor.

AKP’nin paketi HDP dışındaki muhalefet partilerine bu hafta sunması bekleniyor. HDP Sözcüsü ise partinin resmi görüşü hakkında bu aşamada yorum yapmak istemediğini belirtti.

Gergerlioğlu olumlu hususlara destek olunabileceğini söyleyerek, “Yargının siyasallaşması ile ilgili görüşlerimiz net. Ama hepten alıp paketi de çöpe atmamak gerek, bizim istediğimiz gibi olmasa da tek bir mağdur için bile umut olacaksa değerlendirmek gerekir” diyor.

Ok: HSK’nın yapısı değişmeli

Avukat Veysel Ok da pakete eleştirel bakanlar arasında.

“HSK’nın yapısı değişmedikçe yapılan diğer reformlar sadece bir yamadan ibarettir” diyen Ok, pakette HSK’nın yapısı ile ilgili bir düzenleme bulunmamasını eksiklik olarak görüyor.

Ok, ifade özgürlüğü ile ilgili aslında reforma ihtiyaç olmadığını çünkü anayasa ve AİHM sözleşmelerine göre bu özgürlüğün zaten güvence altında olması gerektiğini söyleyerek, “Kişiler mevcut yasal mevzuatla da aslında tahliye olabilir, önemli olan uygulama” diyor.

İlk yargı paketinde neler var?

AKP’li yetkililere göre birinci yargı reformu paketinde “düşünce ve ifade özgürlüğünü güvenceye alıcı, tutuklamadaki keyfiliği ve uygulamadaki farklılığı ortadan kaldıran düzenlemeler” bulunuyor.

MHP’nin uzun süredir talep ettiği kamuoyunda af olarak bilinen infaz indiriminin ise başka bir pakette yer alacağı belirtiliyor. Edinilen bilgiye göre MHP seçmenlerine uzun süre önce söz verdiği bu düzenlemenin çok gecikmeden hayata geçmesini istiyor.

Taslak aşamasındaki teklifteki belli başlı bazı unsurlar şöyle sıralanıyor:

  • KHK ile kamu görevinden çıkartılan veya rütbelerinin alınması nedeniyle pasaportları iptal edilenlere haklarında mahkemelerce yurtdışına çıkış yasağı konulmamışsa, devam eden idari veya adli soruşturmaları ya da davaları yoksa pasaport verilmesi. Ancak bu kolluk birimlerinin araştırması sonucu mümkün olabilecek.
  • Terörle mücadele kanununun terör propagandası suçunu düzenleyen maddesinde değişikliğe gidilmesi. Bu çerçevede kanuna “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” hükmü eklenecek. Ancak bir açıklamanın haber veya eleştiri olup olmadığına mahkemeler karar verecek.
  • Bazı suçlarla ilgili istinafta kesinleşen beş yılın altındaki ceza kararlarına Yargıtay’da temyiz yolu açılması. Bazı hukukçular bu düzenlemeden HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in de yararlanabileceğini belirtilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan son yaptığı açıklamada tutuklu HDP’liler için “Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi alemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar” demişti.
  • Seri yargılama usulüne geçiş sağlanması. Buna göre suçunu itiraf eden faile ceza indirimi verilirken, mahkeme hakimi de itirafı kabul ederse hüküm kısa sürede kesinleşecek. Seri yargılama usulü terör, örgüt, şiddet ve cinsel suçlarda geçerli olmayacak.
  • Tutuklama için “somut delil şartı” aranması ve soruşturma aşamasında tutukluluk süresine sınırlama getirilmesi.
  • İnternet sitelerine yönelik verilen erişime engelleme kararlarında, tüm siteye değil içeriğe erişimi engelleme.
  • Hukuk fakülteleri mezunlarının sınava tabi tutulması. Sınavı geçemeyenler avukatlık veya noterlik stajına başlayamayacak.
  • Baro levhasına kayıtlı olan ve en az 15 yıl kıdemi bulunan avukatlara hususi damgalı pasaport verilmesi. DW

    Muhalefetteki 5 parti Ekim’de TBMM’ye sunulacak yargı paketini yeterli görmeyerek kendi teklifini sunmaya hazırlanıyor.

    AK Parti’nin uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve TBMM’ye açılışının hemen ardından sunmayı planladığı yargı reformu paketi ile ilgili ayrıntılar netleşirken, CHP ve HDP dahil Meclis’teki diğer 5 parti yargıdaki sorunların çözümü için kendi teklifini sunmaya hazırlanıyor.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 30 Mayıs’ta yaptığı açıklama ile Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni duyurmuştu. Yasa teklifinin de tatile girmeden geçen yaz başı TBMM’ye sunulması planlanmış ancak sonradan üstünde daha iyi çalışılacağı gerekçesiyle muhalefetin itirazlarına rağmen yeni yasama yılına bırakılmıştı.

    AK Parti’den edinilen bilgilere göre, Strateji Belgesi kapsamında tek bir paket olmayacak. Adalet Bakanlığı ve AKP Meclis grubunun çalışmalarını bitirdiği birinci paketin TBMM 1 Ekim’de açılınca hemen sunulması ve komisyon görüşmelerinin tamamlanmasının ardından da Genel Kurul’da ele alınarak yasalaşması bekleniyor.

    Muhalefetteki 5 partiden karşı hamle

    Her ne kadar AK Parti, paketle ilgili muhalefetin desteğini almak istediğini açıklasa da, bu düzenlemenin hazırlık aşamasında görüşü alınmayan 5 siyasi parti TBMM açıldığında kendi teklifini sunmaya hazırlanıyor.

    DW Türkçe’ye konuşan CHP İstanbul Milletvekili ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, yargı  paketinin bir torba yasa görünümü çizdiğini söylerken; HDP, Saadet Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Demokrat Parti ile sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla bu yaz kendi teklifleri üstünde çalıştıklarını belirtiyor.

    İYİ Parti’nin destekten son anda vazgeçtiği çalışmaların Cuma günü sonuçlanması ve en az 50-60 maddeden oluşacak düzenlemenin Meclis açılır açılmaz sunulması planlanıyor.

    Kaboğlu’na göre yargı reform belgesi Türkiye’nin gerçeklerini tam olarak yansıtmıyor ve toz pembe bir tablo çiziyor. Muhalefetin yargı ile ilgili talepleri arasında ise “düşünce suçunun kalkması, adil yargılanma hakkı, tutuksuz yargılanmanın esas olması, yargının siyasetin aracı haline getirilmemesi” gibi hususlar bulunuyor.

    “Onlarınki daha çok bir torba yasa. Bizimki ise belli bir hedefe yönelik, görünür amaçları olan ve daha kapsamlı bir teklif” diyen Kaboğlu, Hakim ve Savcılar Kurulu’nun mevcut yapısı değişmediği sürece olumlu bütün adımların göreceli kalacağını da vurguluyor. Kaboğlu, Türkiye’de son yıllarda yargının siyaset için araç haline getirildiğini savunarak, şöyle konuşuyor:

    “Korkunç bir durum söz konusu. Mahkeme kendisi mi karar veriyor, yoksa yürütmenin güdümünde mi? En büyük varlık sorunumuz bence budur. Bu da yargı paketleriyle halledilebilecek bir şey değil.”

    Gergerlioğlu: Olumlu ancak palyatif çözümler

    İnsan hakları savunucusu, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise basından gördüğü kadarıyla kendilerinin istediği oranda olmasa da pakette bazı olumlu unsurlar bulunduğunu belirtiyor.

    “Yargı tamamen yürütmenin emrinde ve bu temel bir sorun” diyen HDP’li milletvekiline göre paketle temel sorunlara girilmeden palyatif çözümler bulunulmaya çalışılıyor.

    AKP’nin paketi HDP dışındaki muhalefet partilerine bu hafta sunması bekleniyor. HDP Sözcüsü ise partinin resmi görüşü hakkında bu aşamada yorum yapmak istemediğini belirtti.

    Gergerlioğlu olumlu hususlara destek olunabileceğini söyleyerek, “Yargının siyasallaşması ile ilgili görüşlerimiz net. Ama hepten alıp paketi de çöpe atmamak gerek, bizim istediğimiz gibi olmasa da tek bir mağdur için bile umut olacaksa değerlendirmek gerekir” diyor.

    Ok: HSK’nın yapısı değişmeli

    Avukat Veysel Ok da pakete eleştirel bakanlar arasında.

    “HSK’nın yapısı değişmedikçe yapılan diğer reformlar sadece bir yamadan ibarettir” diyen Ok, pakette HSK’nın yapısı ile ilgili bir düzenleme bulunmamasını eksiklik olarak görüyor.

    Ok, ifade özgürlüğü ile ilgili aslında reforma ihtiyaç olmadığını çünkü anayasa ve AİHM sözleşmelerine göre bu özgürlüğün zaten güvence altında olması gerektiğini söyleyerek, “Kişiler mevcut yasal mevzuatla da aslında tahliye olabilir, önemli olan uygulama” diyor.

    İlk yargı paketinde neler var?

    AKP’li yetkililere göre birinci yargı reformu paketinde “düşünce ve ifade özgürlüğünü güvenceye alıcı, tutuklamadaki keyfiliği ve uygulamadaki farklılığı ortadan kaldıran düzenlemeler” bulunuyor.

    MHP’nin uzun süredir talep ettiği kamuoyunda af olarak bilinen infaz indiriminin ise başka bir pakette yer alacağı belirtiliyor. Edinilen bilgiye göre MHP seçmenlerine uzun süre önce söz verdiği bu düzenlemenin çok gecikmeden hayata geçmesini istiyor.

    Taslak aşamasındaki teklifteki belli başlı bazı unsurlar şöyle sıralanıyor:

  • KHK ile kamu görevinden çıkartılan veya rütbelerinin alınması nedeniyle pasaportları iptal edilenlere haklarında mahkemelerce yurtdışına çıkış yasağı konulmamışsa, devam eden idari veya adli soruşturmaları ya da davaları yoksa pasaport verilmesi. Ancak bu kolluk birimlerinin araştırması sonucu mümkün olabilecek.
  • Terörle mücadele kanununun terör propagandası suçunu düzenleyen maddesinde değişikliğe gidilmesi. Bu çerçevede kanuna “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” hükmü eklenecek. Ancak bir açıklamanın haber veya eleştiri olup olmadığına mahkemeler karar verecek.
  • Bazı suçlarla ilgili istinafta kesinleşen beş yılın altındaki ceza kararlarına Yargıtay’da temyiz yolu açılması. Bazı hukukçular bu düzenlemeden HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in de yararlanabileceğini belirtilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan son yaptığı açıklamada tutuklu HDP’liler için “Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi alemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar” demişti.
  • Seri yargılama usulüne geçiş sağlanması. Buna göre suçunu itiraf eden faile ceza indirimi verilirken, mahkeme hakimi de itirafı kabul ederse hüküm kısa sürede kesinleşecek. Seri yargılama usulü terör, örgüt, şiddet ve cinsel suçlarda geçerli olmayacak.
  • Tutuklama için “somut delil şartı” aranması ve soruşturma aşamasında tutukluluk süresine sınırlama getirilmesi.
  • İnternet sitelerine yönelik verilen erişime engelleme kararlarında, tüm siteye değil içeriğe erişimi engelleme.
  • Hukuk fakülteleri mezunlarının sınava tabi tutulması. Sınavı geçemeyenler avukatlık veya noterlik stajına başlayamayacak.
  • Baro levhasına kayıtlı olan ve en az 15 yıl kıdemi bulunan avukatlara hususi damgalı pasaport verilmesi. DW

Analiz: Gökçer Tahincioğlu

Yargı Reformu Strateji Belgesi doğrultusunda hazırlanan, büyük tartışmaların ardından tamamlanarak
siyasi partilerin görüşüne sunulan 1. Yargı Paketi, hayal kırıklığı yarattı. Paketin hayal kırıklığı
yaratmasının en önemli nedeni, radikal değişikliklerin sadece yargının iş yükünü azaltmak amacıyla
yapılmış olması. Temel haklar ve özgürlükler alanında atılan adımlar ise her zamanki gibi uygulamanın
insafına bırakıldı. Paketin bu haliyle Avrupa Birliği’ni (AB) de tatmin etmeyeceği belirtiliyor.

Türkiye, 2015’ten bu yana vize serbestisi konusunda AB’nin talep ettiği değişiklikleri yapıp yapmamayı
tartışıyor. AB’nin beklediği, tartışma yaratmayacak talepleri yerine getiren Türkiye, iş Terörle
Mücadele Kanunu (TMK) değişikliğine geldiğinde durdu. Hükümet, AB’ye sürpriz taleplerde
bulunuyormuş ve terörle mücadeleyi baltalamak istiyormuş gibi tepkiler gösterdi. Oysa AB baştan bu
yana sadece Türkiye’den değil, tüm aday ülkelerden mevzuatını AB ülkeleriyle uyumlu hale
getirilmesini bekliyor.

Terör tanımı

AB’nin üzerinde durduğu en önemli konu terör tanımıydı. TMK ve TCK’daki terör tanımını ve bu tanım
doğrultusunda yapılan uygulamaları muğlak bulan AB, vize serbestisi vermesi durumunda terörle
suçlanan birçok kişinin AB ülkelerine kaçarak, siyasi sığınma talebinde bulunabileceği uyarısını yaptı.
Mevzuat değişikliği talebinin en önemli gerekçesi bu olarak gösterildi.

Yaklaşık 4 yıldır bu konuda ayak sürüyen Ankara ise yargı reformu sürecini fırsat bilerek adım atmaya
karar verdi. Ancak paket taslağında atılan adım her zamanki gibi yüzeysel ve AB’yi ikna etmekten
uzak.

AB, muğlaklığın ortadan kaldırılmasını istiyor. 2000’li yılların başından bu yana TMK’ye düşünce ve
ifade özgürlüğü konusunda yumuşak dokunuşlar yapan, bu dokunuşlardan sonra ise düzenlemeyi
daha sert hale getiren Ankara, yine aynı taktiği izledi. 1. Yargı Paketi’nde TMK ile ilgili tek değişiklik,
“propaganda” başlıklı 7. Maddede yapılıyor. Bu maddeye, “haber ve düşünce açıklamalarının suç
olmadığı” cümlesi yerleştiriliyor. Anayasada, yasalarda bulunan temel kural, sanki yasayı
yumuşatıyormuş ve belirli hale getiriyormuş gibi maddeye yerleştiriliyor.

Oysa neyin haber, neyin düşünce olduğuna karar verme yetkisi yine mahkemelere bırakılıyor. Bu
mantıkla, Cumhuriyet davasında mahkemenin yine, “Bunlar haber değil, örgütün amacı
doğrultusunda yazılmış metinler” deme hakkı var. Savcıların, “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı
barış bildirisi için yine, “Bu düşünce değil, örgüte hizmet” deme imkanı yine bulunuyor. Uygulamanın
insafına, siyasetin konulara bakışına göre şekil alacak yargı uygulamaları yine korunuyor.

Pasaport için araştırma

Türkiye’ye yönelik temel eleştirilerden biri OHAL dönemindeki pasaport yasaklarının sürdürülmesiydi.
Paketle, aklanan, cezasını çeken, idari kararla pasaportu yasaklanan kişilere pasaport verileceği
düzenlemesi getiriliyor. Ancak buraya da istisna konuluyor. İçişleri Bakanlığı’nın uygun görmesi şartı.
Bakanlığa, “Bu kişi şüpheli, vermeyelim” deme imkanı getiriliyor. Oysa pasaport temel bir hak ve
anayasal güvence altında. Bu konuda da hükümet, elindeki imkandan vazgeçmek istemiyor.

Tutuklamaya devam

Türkiye’nin en çok eleştirildiği konulardan biri tutukluluğun bir yaptırıma dönüşmesi.
Cumhurbaşkanı’na hakaret, propaganda, devleti ve hükümeti aşağılama gibi suçlarda bile tutuklama
yaptırımı uygulanıyor. İnsanlar önce tutuklanıp cezalandırılıyor, sonra davalarına bakılıyor. Hükümet,
burada da çekingen. Yasalarda zaten ağır ceza, TMK suçları yönünden tutukluluk sınırı var. Bu sınırlar
2 yıldan 1 yıla çekilerek sanki adım atılmış gibi gösteriliyor. Oysa beklenti, tutuklama yaptırımını
gereksiz ve gerekçesiz uygulayan hakim ve savcıların denetim altına alınması. Zaten tutukluluklar
istisna olarak 1 yılın üzerinde gerçekleşiyor. Hakim ve savcılar da gerekçesiz biçimde bu tedbiri
uyguluyor. Ancak gerekçesiz biçimde verilen tutuklama kararlarını engelleyecek mekanizmalar yine
kurulmuyor.

İnternet özgürlüğü

Türkiye’nin çok eleştirildiği uygulamaların başında internet sitelerine getirilen erişim yasakları yer
alıyor. Pakette, artık ilgili içeriğin erişime engelleneceği, bu mümkün değilse sitenin engellenebileceği
belirtiliyor. Aslında uygulama daha önce de böyleydi. Hükümet, wikipedia’ya yasak koyarken, Türkiye
ile ilgili sayfaları erişime engelleyebilmek için çalıştı ama mümkün olmadığında tümünü engelledi.
Şimdi de aynı uygulama yasaya konuluyor. “Yapamadım, hepsini engelledim” anlayışı yasal hale
geliyor.

İş yükümüz azalsın

Pakette radikal değişiklikler yok mu, var. Ancak bu değişiklikler temel haklar alanında değil. Yargının iş
yükünü azaltmak, terör ve düşünce suçları dışındaki adli suçlardan dolayı cezaevinde olanların
çıkmasını sağlamak, cezaevlerinde yer açmak anlayışı ile yapılmış.

Seri Muhakeme Usulü ve Basit Yargılama Usulü ilk kez Türkiye mevzuatına giriyor. Savcıya ve
mahkemelere, sanıklarla pazarlık yaparak düşük ceza verme ya da ceza vermeme imkanı getiriliyor.
Elbette adli suçlarda…

Aylardır tartışılan, büyük bir nefes aldıracağı söylenen pakette yeni başkaca bir şey yok. Anlayış
sürüyor, göz boyama ile yol alınmaya çalışılıyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.