Faiz indirimi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Faiz indirimi piyasayı ″kur şoklarına″ açık hale getirdi.

Faiz indirimi iyi mi oldu, kötü mü oldu?
Serkan Öztürk
Serkan Öztürk
12 Eylül 2019 Perşembe 23:41

Faiz indirimi iyi mi oldu, kötü mü? 325 baz puan mı inmeliydi 250 mi? Bu sorulara ekonomistler ne diyor. kısmen agresif olarak görülebilecek Merkez Bankası'nın bu kararını işi bilenler nasıl yorumladı. DW türkçe servisinin hazırladığı habere konuşan uzmanların ortaya koyduğu fikrin medyanı"Ekonomi kur şoku"na açık hale geldi. 

Ekonomistlere göre faiz indirimi, iç talep yetersizliği, şirketlerin yeni bir kur atağına yakalanma korkusu ile bankaların şirketleri riskli bulması yüzünden yatırım ve kredi genişlemesine yol açmayacak.

Türkiye Merkez Bankası, daha önce 425 baz puan indirimle yüzde 19.75'e çektiği haftalık fonlama faizini radikal bir kararla 325 baz puan daha indirerek, 16.50'ye çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "inecek" dediği faizler son üç ayda yüzde 24'den yüzde 16.50 oranına çekilmiş oldu. Erdoğan, faiz konusunda anlaşamadığı Merkez Bankası eski Başkanı Murat Çetinkaya’yı Temmuz başında görevden almış, yerine yardımcısı Murat Uysal getirilmişti. 

DW Türkçe'nin konuştuğu ekonomistler, faiz indirimlerini, aşırı yüksek faizlerin teknik olarak normale dönmesi olarak yorumluyor. Ancak her üç ekonomist de, söz konusu faiz indiriminin yatırımların ve kredilerin önünü açmayacağı görüşünde. İç talebin yetersiz, ekonominin geleceğinin belirsiz olması nedeniyle şirketlerin yatırım yapamadığını ve bankaların özellikle enerji ve inşaat sektörünü riskli buldukları için kredi açmadıklarını belirtiyor.

300 puanın üzeri kuru tetikler

Ekonomistler, faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 16’nın altına inmesinin zor olduğunu savunuyor. DW Türkçe'ye konuşan Prof. Hayri Kozanoğlu, Merkez Bankası’nın olumlu dünya koşullarının da etkisiyle, özellikle 15 trilyon dolarlık eksi faizli kağıtların işlem gördüğü bir ortamda yeni bir faiz indirimi imkanı olduğunu ancak yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 16’nın altına inmesinin koşullarının bulunmadığını söyledi.

Kozanoğlu, 300 baz puanın üzerinde bir faiz indiriminin Merkez Bankası'nın manevra kabiliyetini yok edeceğini vurguluyor. Ekim ya da Eylül ayı sonunda baz etkisiyle enflasyonun tek hanelere çekileceğini öngören ekonomist, yılın son ayında da ters baz etkisiyle tekrar yüzde 15 civarında bir sıçrama olacağı görüşünde.

"Zorlama, kur hareketlerini tetikler"

Belli bir reel faiz sunmadan TL faizlerin cazip olma şansı bulunmadığını belirten Kozanoğlu, "Bir zorlama, kur hareketlerini tetikler. Faizlerin yukarıdan talimatlarla tek haneye indirilmesi zorlanırsa korkarım ki Arjantin benzeri bir çalkantı tetiklenir, yeni bir kur atağı riski çok artar" diyor.

"Çok agresif bir indirim yapmadığımız sürece, kısa vadede korunaklı gibiyiz. Konjonktür Türkiye’nin lehine" görüşünü dile getiren uluslararası finans uzmanı Dr. Murat Kubilay da, 425 puanlık faiz indirimini 'köpük atıldı' ifadesiyle değerlendiriyor.

Kubilay, "Bu toplantıda piyasa beklentisinde faiz indirimi olursa, dolar kurunda ciddi bir düşüş olmaz, şu an için 5.76-6.25 gibi bir banda yerleşebilir. Çok ciddi 400 baz puan gibi agresif bir indirim yaparsa oyunu değiştirebilir. Faiz köpüğünü biraz daha temizlediği düşünülebilir ancak uluslararası piyasalarda herhangi bir sorun yaşandığında gelen kur şoklarına karşı daha kırılgan olacak" yorumunu yapıyor.

Bankaların sermayesi yeni kredi için uygun değil

Merkez Bankası'nın faizi yüksek tutmak dışında bir sıkı para politikası uygulamadığını ve son bir yılda piyasaya verdiği paranın yüzde 20 arttığını söyleyen Kubilay, bankaların fonlama açığının yüzde 7-8'den yüzde 2-3’e düştüğünü hatırlatıyor.

Ekonomist, "Piyasa yüzde 2-3’lük finansman açığını bir iki puan yüksek faizle, bulacağını düşünüyor. Merkez’in açıkladığı politika faizinin önemi de teknik olarak azalmış oluyor" diye konuşuyor.

DW Türkçe'ye konuşan ekonomist Ali Ağaoğlu da, söz konusu faiz indirimini "daha önceden daha makul seviyelerdeki faiz artışlarıyla piyasaya verilmesi gereken mesajları vermekte geç kaldığımız için şimdi ortaya çıkan aşırı yüksek faizin teknik olarak normale dönme operasyonu" olarak tanımladı.

Gerçek anlamda faizlerin düşeceği yerin yüzde 15-16 gibi hala daha dünya ölçeğinde yüksek faizler olduğunu belirten Ağaoğlu, faizler bu oranlara düşse dahi, bunun istikrarlı olarak sürdürülebileceğine dair güvenin henüz oluşmadığını vurguladı.

"Faiz indi diye hemen yatırım dalgası oluşmayacak"

Faizler düşse bile bankaların şu andaki sermaye yapıları, bilançolarının kredi genişlemesini destekleyecek durumda olmadığını söyleyen Ağaoğlu, örnek olarak doğalgaz çevrim santralleri kredileri için karşılık ayırma ihtiyacının bankaların sermayelerini aşağı çekecek bir unsur olduğunu vurguladı.

Ağaoğlu, "Faiz inince hemen bir yatırım dalgası gelecek, diye bakmıyorum. Bunların yanında döviz tevdiat hesaplarından da müthiş bir döviz bozdurmayı gerektirecek bir durum ortaya çıkmaz çünkü TL’nin faiz cazibesi ortadan kalkıyor. Öncelikle bu faiz indirimine çok fazla bel bağlamamak gerekiyor" dedi.

Bankalar kredi açmıyor

Finans uzmanı Dr. Murat Kubilay enflasyonun yaklaşık yüzde 15 olmasına rağmen, özel ve yabancı bankaların kredi büyüme hızlarının sıfır olduğunun görüldüğünü hatırlatıyor.

Kubilay, kamu bankaları dışındaki bankaların net bir şekilde yeni kredi açmadığını söyledi. Ekonomist, kredi açmamanın iki nedenini "Yeni bir kur atağı olursa, döviz açığı olan firmalar iflas eder korkusu, bir diğeri de iç piyasadaki talep yetersizliği" olarak açıkladı.

Kredi faizinin yüzde 25 yerine yüzde 20 olması durumunda, insanların yatırım yapacağı, istihdamın artacağı ve piyasada para dönmeye başlayacağı yönünde iyimser bir bakış açısı olduğunu söyleyen Kubilay, "Yatırım yapacak yerli veya yabancıların derdi, yüzde 3-4’lük faiz maliyet artışından ziyade, döviz açığı olan özel sektörün yeni bir kur atağına yakalanmak istememesidir" diyor.

İç piyasada talebin düşük olduğunu belirten ekonomist, "Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranlarının yüzde 14 ile tarihin zirvesinde olduğu bir durumda hane halkının nasıl daha çok harcaması beklenebilir?" diye soruyor.

"İçerideki genel beklenti kötü olduğu için, bireyler bu beklentilerin göstergesi olarak döviz tutuyor" diyen Kubilay,  böyle bir ortamda bankaların kredi vermesi durumunda dahi ticari işletmelerin başarılı bir ticaret yapıp, kredileri geri ödeyebileceklerini düşünmüyor.

Aslı Işık 

© Deutsche Welle Türkçe

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.