Az sinyal çok mutluluk

Hava Elektronik Sanayi (HAVELSAN) Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay, toplumda gözlenen öfke ve sinir haline işaret ederek, başta cep telefonu olmak üzere elektronik birtakım cihazların yaydığı sinyallerin, elektromanyetik radyasyonun ve havadaki frekansın etkili olduğu görüşünü dile getirdi.

Az sinyal çok mutluluk
Ayşe Eda
Ayşe Eda
28 Ağustos 2019 Çarşamba 12:27

Gerek aile içi, gerekse de toplumsal yaşamda yaygınlaştığı gözlenen öfke ve sinir konusunda dikkat çeken bir değerlendirme de teknoloji cephesinden geldi.

HAVELSAN Genel Müdürü Atalay, HABERTÜRK’e, teknolojik gelişmenin toplumsal yaşam ve insan ilişkileri üzerine etkisi konusunda son derece çarpıcı açıklamalar yaptı. Atalay, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Teknoloji baş döndüren bir hızla gelişiyor. “Homo faber” olarak adlandırılan, Türkçesi ile “alet yapan insan” doğayı da dünyayı da dönüştürüyor. Bu çerçevede teknolojideki gelişmeleri insan ve doğa eksenli olarak değerlendirir misiniz? İyi midir, kötü mü?

Atalay: Nasıl kullanıldığına bağlı. Teknoloji kötülerin elinde kötü bir şeydir, ama insanlık için teknoloji kötü bir şeydir önermesi çıkmaz buradan, teknoloji mutlaka iyi bir şeydir. Teknolojiyi geliştirmeliyiz, kullanmalıyız, bunda hiç tereddüt yok. Fakat kullanırken hani diyoruz ya nasıl kullanırsan ona göredir.

https://im.haberturk.com/2019/08/27/ver1566974988/2516641_656ed94b3719594b5d6509c700c86be5.jpg

- Başta cep telefonu ve baz istasyonları olmak üzere elektronik cihazların yaydığı sinyaller, havadaki frekans yoğunluğunun insan yaşamı ve sağlığı üzerindeki etkisi sizce nedir?

Atalay: Saç kurutma makinesi de elektromanyetik radyasyon, yayar. Ancak bu radyasyonla, nükleer radyasyonu karıştırmayın; o ayrı bir şeydir. Elektromanyetik radyasyon senin saç kurutma makinesinin binde biri, evindeki mikro dalga fırının on binde biri, evinde kullandığın telefonun onda biridir. Sen bunlardan vazgeçersen baz istasyonlarından da vazgeç. Baz istasyonunu şeytanlaştırmanın alemi yok. Ama melek de değil. Dolayısıyla teknolojinin böyle yönleri var. Havadaki bu kadar frekans, bu kadar elektro manyetik radyasyon insanların psikolojisi ve fizyolojisi üzerine etki yapıyor.

- Toplumda yükselen öfke ve sinirde frekansların ve sinyallerin etkisi var mıdır?

Atalay: Ben uzmanı değilim. Ama bence bir etki yaratıyor diye düşünüyorum. Şimdi buradaki etki şu: Sonuçta buradan bir sinyal çıkıyor, o sinyalin de bir enerjisi var, bunun hesabı kitabı var, teknik bir konu. Bunun uzmanları raporlarını hazırlıyor.

Şimdi sinyal dedik ya, bu bir enerji yayıyor. Cep telefonu pili nasıl bitiyor? Enerji yaydığı için bitiyor. Bu enerjiyi düşünün, milyonlarca telefonun yaydığı enerjiyi. Bu, insan vücuduna etkide bulunuyor. İnsan vücudunda bir santimetreküplük bir kitlede bir derecelik ısı artışının bir birimi var. SAR değeri buradan çıkıyor.

İnsan vücudundaki bir santimetreküplük bir et yığınında kaç derecelik ısı artışı yapıyor? İnsan vücudu 36 derece. Şimdi, sen 38’e çıkarınca ne oluyor? Allak bullak olursun. Peki, 2 derece arttığında allak bullak oluyorsun. Yarım derece artınca ne oluyor, sıfır mı etkisi? Elbette, var bir etkisi. Ha bu hesaplanabilir bir etkidir, değildir onu bilmiyorum. Benim söylediğim, mutlaka etkiliyordur dediğim şey budur.

- Teknolojinin bu denli hayatımızı belirlediği bir dönemde ailelere, çocuklarının “sağlıklı” cep telefonu, sosyal medya ve internet kullanımı konusunda bir öneriniz var mı?

Atalay: Ben ailelere şunu öneriyorum: Çocuklarıyla daha fazla birlikte olacakları konular belirlemeli. Birlikte zaman geçirmeli.

- Peki, anne babalar eve girildiğinde cep telefonlarını ve bilgisayarları toplasa ve belli bir saate kadar çocuklarına vermese, bu etkili bir yöntem midir?

Atalay: Bence o olamaz. Ben mesela evin içinde birlikte bir şey yapmak diyorlar ya onu vakit buldukça hayata geçirmeye çalışıyorum.

- Ünlü siyaset teorisyeni Hannah Arendt’in toplumsal ve siyasal yaşam için ifade ettiği “bir masanın etrafında buluşma” önerisini ailede hayata geçirmek mi gerekiyor?

Atalay: Mesela mutlaka yemekte birlikte olmak lazım. Birlikte bir şeyler yapmak son derece önemli. Bu aynı zamanda bir boşluğu doldurma aracı. Şimdi eğer çocuklara, daha çok hoşuna gidecek bir şey yapma imkanı sunarsanız o zaman cep telefonunu ve interneti unutur. Spor bunlardan bir tanesi. İşte tiyatroydu, sinemaydı filan, kim neye imkan buluyorsa…

Yani uzlaşabilmenin yolunu bulmamız lazım, yoksa yasaklamakla filan değil, torbaya atmakla da olmaz, aklı orada kalır.

Olcay Aydilek/HABERTÜRK

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.