Moody's Bankacılık Sektörü Notundaki "yalanı" Bankacılık Rasyoları Ortaya Çıkardı!

Kredi derecelendirme kurumu Moddy's geçtiğimiz hafta başı Türk Bankacılık sektörü için negatif görünümü korunduğunu açıklamıştı. Bankacılık sektör verileri Moddy's'un raporlarının gerçeği yansıtmadığı ve subjectif bir yaklaşımla rapor hazırlandığını ortaya koyuyor.

Moody's Bankacılık Sektörü Notundaki "yalanı" Bankacılık Rasyoları Ortaya Çıkardı!
07 Temmuz 2019 Pazar 12:52

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ile alakalı konularda notlarını düşük tuttuğunu bir çok kez gördük. Bunun en son örneği, geçtiğimiz hafta başı, Moddy's'un Türk Bankacılık sektörü kredi görünümü negatif değerlendirmesi oldu. 

Moody's'un negatif notuna karşı bankacılık sektörü aksine sağlam finansal rasyolar ortaya koyuyor. 2008 yılında yaşanan büyük kriz öncesi iflas eden şirketlere verdikleri yüksek notlarla öngürümlerindeki yetersizliği zaten gözler önüne sermişti. 

Dünya geneline birçok ülke Moddy's kredilerinin subjectif olduğu yönünde hem fikir. Kredi derecelendirmelerinde notlarını siyasi menfalist bir yaklaşım ile değerlendirmeye alıyor. 

2008 yılında iflas eden LEhman Brothers , aynı yıl içerisinde ve iflasın açıklanması olan eylül ayından 2 ay önce , 17 temmuz tarihli raporunda düşük riskli, yatırım yapılabilir ve A2 kredi notu vermişti. Aynı kredi derecelendirme kurumu Moddy's AIG sigorta firması için A2 notunu vermiş şirket 180 milyar dolar kurtarma operasyonuna gitmişti. 

Bankacılık Sektörü Çok Göz Bebeği

Geçtiğimiz hafta başı bankacılık sektörü değerlendirmesinde , Türkiye'de ekonominin zayıflığı, kredi büyümelerinde yavaşlama, sorunlu kredilerde artış gibi sebeplerle kredi notunu negatifte bırakmıştı.

Bankacılık Sektör Verileri Başka

Türk Bankacılık sektörü Moody's'un aksine finansal raporlarında çok önmeli veriler ortaya koyuyor. Özellikle 2001 krizinden sonra ekonomide lokomotif bir pozisyona yerleşti. 

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN NPL ORANI YÜZDE 5'İN ALTINDA

"Geçen yılın dördüncü ve bu yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda ekonominin daralmasıyla firmaların ve hanehalkının borç geri ödemelerinde kısmi zorluklar yaşandığı görüldü. Bu durum, bankaların tahsili gecikmiş alacaklarının kredilere oranında (NPL/non-performing loan) sert yükselişleri beraberinde getirebileceği yorumlarına neden olmuştu. 

Geçen yılın eylül ve aralık döneminde bankacılık sektörünün NPL rasyosu sırasıyla yüzde 3,22 ve yüzde 3,87 olarak gerçekleşti. Bankacılık sektörünün NPL oranı, bu yılın mart ayında yüzde 4,04 iken, mayıs itibarıyla sınırlı yükselişle yüzde 4,18'e çıktı. 

Bankaların tahsili gecikmiş alacaklar için yüksek oranda karşılık ayırması ve firmalardan teminat alması, negatif izlemeye alınan firmaların halihazırda faaliyetlerini sürdürmesi ve ister firma ister hanehalkı olsun borç ödeme kabiliyetlerinin olması, NPL oranlarındaki ciddi artışları engelliyor. 

Analistler, bankacılık sektörünün geçmiş yıllardaki tecrübeleri dikkate alındığında yüzde 5'in altında seyreden NPL oranlarının risk oluşturmadığını belirtiyor. 

AB BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN NPL ORANI YÜZDE 3,1

Avrupa'da açıklanan öncü göstergeler Avro Bölgesi'nde de ekonomilerin yavaşladığına işaret ederken, gelişmiş ülke merkez bankaları faiz indirimi ve parasal genişleme açıklamaları ile sözlü yönlendirme yapıyor. 

Avrupa bankacılık sektöründe NPL rasyosu, bu yılın mart sonu itibarıyla yüzde 3,1 düzeyinde bulunuyor. 

Avrupa bankacılık kurumlarının 2019 ilk çeyrek verilerine göre, 2016'da bu oran yüzde 5,2'nin üzerinde, 2017'de 4,3 ve 2018'de 3,5 düzeyinde bulunuyordu. 
Özellikle 2008 finans krizinin izlerinin devam ettiği Yunanistan'da, bankacılık sektöründe NPL oranı yüzde 41,4 ile yüksek seviyesini koruyor. 

AB'de ülke bazında bankacılık sektörü NPL oranları incelendiğinde, Portekiz'de yüzde 9,6, İtalya'da yüzde 8,3, Bulgaristan'da yüzde 8,1, Slovenya ve Hırvatistan'da yüzde 6,3, Macaristan'da da yüzde 5,9 seviyesinde bulunuyor. 

AB'nin lokomotif ülkelerinden Almanya ve İngiltere'de bankacılık sektörü NPL oranı yüzde 1,3 iken, bu oran Fransa'da 2,7 ve İspanya'da yüzde 3,6 düzeyinde seyrediyor. 

TÜRKİYE, HANEHALKI BORÇLULUĞU EN DÜŞÜK ÜLKELER ARASINDA

Türkiye'de hanehalkı borcunun milli gelire oranı, son 5 yılda düşüş eğilimini sürdürerek geçen yılın sonunda yüzde 14,8'e geriledi. Türkiye, bu oranla G20 ülkeleri içinde hanehalkı borçluluğu en düşük ülkeler arasında yerini aldı. 

İsviçre, geçen yılın sonundaki yüzde 128,7 ile hanehalkı borçluluğu en yüksek ülkelerin başında geldi. İsviçre'yi, yüzde 120,3 ile Avustralya, yüzde 115 ile Danimarka, yüzde 102 ile Hollanda ve yüzde 100,7 ile Kanada takip etti. 

Hanehalkı borçluluğu İngiltere'de yüzde 87,1, ABD'de yüzde 76,3, Fransa'da yüzde 60,1, Almanya'da yüzde 52,9 ve İtalya'da yüzde 40,3 seviyesinde bulunuyor. 

Gelişmekte olan ülke gruplarına bakıldığında ise Güney Kore, yüzde 97,7 ile yüksek hanehalkı borçluluğu ile dikkati çekiyor. Güney Afrika'da bu oran yüzde 33,6, Brezilya'da yüzde 28,2, Rusya'da yüzde 17,2, Endonezya'da yüzde 17 ve Hindistan'da yüzde 11,3 oldu. 

Türkiye'de hanehalkı borçluluğunun düşük olması, NPL oranının artış yönündeki baskısını azaltıyor. 

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SERMAYE YAPISI GÜÇLÜ

Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosu (SYR) dünyada kabul görmüş yüzde 8'in oldukça üzerinde, yüzde 17,07 seviyesinde bulunuyor. Her ne kadar bu oran yıl içinde değişen riskler ve bankaların kendi varlık değişimlerine göre güncellense de SYR'nin yüksek olması, bankaların sağlıklı olduğu yönünde yorumlanıyor. 

Çekirdek sermaye yeterlilik rasyosu da (CET1 Ratio) Avrupa'da bankacılık otoritelerinin baktığı bir diğer parametre... Türk bankacılık sektörünün çekirdek sermaye yeterlilik rasyosu, AB ortalamasıyla ve ülkeler bazında karşılaştırıldığında aslında sektörün güçlü sermaye yapısını koruduğu ortaya çıkıyor. 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından mayısta açıklanan verilere göre, Türkiye'deki bankaların çekirdek sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 12,9 düzeyinde bulunuyor. Bu oran, mart verilerine göre AB'de yüzde 14,7 ile Türkiye ortalamasının bir miktar üzerinde seyrediyor. 

Ülkeler bazında bakıldığında ise İtalya'da yüzde 13, Portekiz'de yüzde 13,4, Fransa'da yüzde 14,3 ile Türkiye ortalamasıyla paralel bir seyir izliyor. "

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.