DOLARDAN KAÇIŞ BAŞLAR MI?

Toplam mevduatların yüzde 48.5’i dövizde... Ancak Merkez Bankası’nın yeni hamleleri ve dövizin enflasyonun altında artma beklentisiyle döviz mevduatında gevşeme bekleniyor

DOLARDAN KAÇIŞ BAŞLAR MI?
Serkan Öztürk
Serkan Öztürk
05 Ocak 2020 Pazar 08:15

Döviz kurlarındaki yüksek dalgalanmayla birlikte risk algısı artan halkın Ağustos 2018’den beri dövize yöneliminde artış sürüyor. Geçtiğimiz 26 Aralık itibariyle yabancı para mevduatı 193,6 milyar dolar seviyesinde ve zirvesinde bulunuyor. Kurunun 7,23 TL’ye tırmandığı Ağustos 2018’de 6,5-7 aralığından dolar alanlar ise geçen zaman diliminde hala maliyetlerine gelmesini bekliyor. Dolar tutanların ana beklentisi ise 2019’u kurunun 6 lira seviyesinde tamamlamasıydı. Fakat kur yılı 5,9491 seviyesinden tamamladı. Yılın ilk günlerinde ise yeniden hareketlendi ve haftayı 5,9716’dan kapattı.

Karşılık hamlesi

Kur riskini almak istemeyen şirketler dolar tutmaya devam ediyor. Bireysel yatırımcıların dolara yönelme nedeniyse kurun artacağına yönelik beklentileri. Bu beklenti enflasyon seviyesinde kalması dahi dövizdeki pozisyonlar korumaya yetiyor.

Merkez Bankası ise zorunlu karşılıklar konusunda adım atarak dövize talebin önünü kesmeye çalışıyor. Enflasyon ve faize yönelik atılan adımlar ise etkisini gösterdi. TCMB’nin TL’yi özendirici hamleler yapması dolarizasyonun azalmasını sağlayabilir. Burada önemli olan “piyasalarla iyi bir iletişim” ve geleceğe dönük beklentilerde kurun enflasyonun üzerinde artacağı beklentisinin kırılabilmesi. TCMB’nin ilk adımı bankaların yabancı para (YP) zorunlu karşılığa tabi bazı yükümlülüklerinden artık TCMB tarafından komisyon uygulamasına gidilecek olması.

Maliyeti artacak

Merkez Bankası bankalardan aldığı döviz zorunlu karşılıklara nema ödememeye başladığı gibi komisyon da kesecek. Yani bankanın DTH tutma maliyeti artacak, bunu da tasarruf sahibine yansıtması çok olası. Bankada döviz tutma maliyeti artarsa alternatif seçenekler değerlendirilecektir. Doların, TL faizlerin ve enflasyonun altında bir performans sergilemesi diğer enstrümanları dolara alternatif hale getirecektir. Döviz tutma maliyetinin artması halinde diğer bir seçenekte paranın yastık altına çekilmesi olabilir. Bu çok tercih edilen bir durum olmasa da böylesi bir riski de gözardı etmemek gerekiyor.

Ülkenin risk primi izleniyor

Türkiye’nin kredi risk primi önemli bir gösterge. Bu oran 2 Ocak’ta 275’i gördü ve 3 Ocak’ta 286,7’den tamamladı. Risk priminin 150’li seviyelere gelmesi gerekiyor ki TL varlıklara ilgi artabilsin. Jeopolitik riskler arttıkça ülke risk primi de yükseliyor. Öngörülemeyen risklerin artması bu oranda da ciddi değişimlere yol açıyor. Ülkeler arasında yeni dengeler kuruluyor. Küresel güç olma isteği ülkelerin daha agresif adımlar atmasına neden oluyor. Yılın ilk günlerinde yaşanan gelişmeler gösteriyor ki Ortadoğu’da tansiyon yüksek olmaya devam edecek. Suriye’ye ilişkin gelişmeler daha sıcaklığını korurken İran’ın önemli simalarından birisi olan Kasım Süleymani ABD’nin askeri operasyonu ile Irak’ta öldürüldü. Piyasalar açısından bu öngörülemeyen bir risk. Riskler arttıkça dolar, tahviller, ons altın gibi klasik yatırım enstrümanları portföylerde artıyor. 2020 Kasım ayında gerçekleşecek ABD’de başkanlık seçimine kadar önümüzde 11 ay var ve beklenmedik gelişmelere sürekli yeni şeyler eklenebilir. Bu dönemde ekonomide enflasyonun düşeceğine dair güvenin artması, ülke risklerine rağmen parasal açıdan güçlü duruş yine de sermaye çekilmesini sağlayabilir. Ancak kur riskinin dış faktörlerdeki gelişmelere bağlı olarak sürdüğü unutulmamalı.

Zeynep Aktaş / Milliyet

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.